Medresede Yaşam

Medrese’nin inşaa sürecinin imece usülüyle ve oldukça zor şartlarda gerçekleştiğini belki duymuşsunuzdur. Medrese’de geçirdiğimiz ilk yazda henüz pencerelerimiz dahi yoktu. İlk misafirlerimiz gelmeden bir gün önce biz, hala tavana son tuğlayı, tabana son yer döşemesini koymaya uğraşıyorduk. Biz kara kara katılımcıları Şirince’de bir pansiyonda mı ağırlasak diye düşünürken onlar geldiler ve mekana, tabir caizse, aşık oldular; Medrese’den başka bir yerde asla kalmayacaklarını söylediler.

O günden beri Medrese’yi daha da güzelleştirmeye, kapasitesini artırmaya ve misafirlerimize daha fazla konfor sağlamaya çalışıyoruz. İlk yazdan sonra kışı da penceresiz geçirmiştik ancak şimdi çoğu odaya kalorifer sistemi bile döşetebildik. Henüz kalorifer kazanımız olmasa da. Umuyoruz bu kış öncesi bir tane edinebileceğiz. Lafı fazla uzatmayalım. Odalarımız özetle şöyle:

Konaklama Mekanları

Yatak sayıları maksimumu göstermektedir. Dilenirse odalar daha az kişi için de ayarlanabilir.

Renkli Sokak Odaları

Üçüncü seneye girdiğimizde çatıya paramızın yetmeyeceğini anladık. Ancak daha fazla insanı misafir edebileceğimiz odalara ihtiyacımız vardı. Daha ucuza mal edebileceğimiz ek odaları Medrese’nin hemen arkasına konumlandıralım dedik. Ortaya çok şirin bir sokak ve biri 8 (Odun Sobalı), üçü 4 (Elektrikli Isıtıcılı) kişilik olmak üzere sevimli odalar çıktı. Bu odalarda kalanlar sokağın sonundaki tuvaleti ve banyo ünitesini kullanıyorlar.

Beyaz Oda

Aslında oda beyaz değil. İsmi kapısının renginden geliyor. Üst katta kırmızı tuğlalarla kaplı hem avluya hem arkadaki zeytin ağaçlarına bakan, belki de manzarası en güzel odamız. 6 kişi rahatça kalabiliyor. Bu elektrikli ısıtıcılı odaya ileride kapasitesini düşürerek bir tuvalet/banyo ünitesi eklemeyi düşünüyoruz.

16 Kişilik Yatakhane

İlk göz ağrımız. 4m yüksekliğinde, 50m2′lik bir alana sahip, taş duvarları, volta tavanı ve özene bezene yaptığımız yer halısıyla odun sobalı geniş bir yatakhanedir. Işıklı, serin ve kalabalık olunduğunda dahi oda hacminin büyüklüğü sayesinde oldukça ferah ve konforludur. İçinde tuvalet banyo yoktur. Bu odada kalanlar aşağıda detayları bulunan tuvalet/banyo ünitelerini kullanırlar.

Direkli Ev

Çatımızın inşasına yardım eden gönüllü Alman marangozlardan bir tanesi bize bir hatıra bırakmak için bu odanın içindeki sarmal motifli direkle bir hafta uğraştı. Buraya Medrese’nin kral dairesi de diyebiliriz. Bu oldukça geniş odada ilk olarak Erkan Oğur’un kaldığını da buradan gururla duyuralım. Fotoğraftaki haliyle 2+1 kişi kalabiliyor burada. Ancak rahatlıkla yatak eklenebilir. (Tuvalet/banyolu, kaloriferli)

Köşe Odalar

Bu iki oda Medrese’de biraz daha özel alan sağlayabilmek adına yaptığımız ilk odalar. Bugüne kadar konuk eğitmenlerimizi misafir ettiğimiz bu odalardan birine yakın zamanda şirin bir ahşap asma yatak da ekledik. Bu odalardan bir tanesi 1+1 veya 2 kişilik diğeri 2+1 veya 1 + 1 kişilik olabiliyor. (Ortak tuvalet/banyolu, elektrikli ısıtıcılı)

Koridor Odaları

İkinci katın çatısını tamamladıktan sonra en son yaptığımız odalar. Bu odalarda eski odalarımıza oranla konforu artırmaya çalıştık. Odalarda tuvalet/banyo ve kalorifer sistemi mevcut. Odaların üçü de avluya bakıyor. Arada minik bir koridor olduğu için de gün ışığı odalara kırılarak giriyor. Bu yüzden odalar makul ölçüde serin. Odalar 4 (hatta 6) kişilik veya tek kişilik olarak düzenlenebilir. (Tuvalet/banyolu, kaloriferli)

Mutfak

Oturma salonuyla birleşen açık ve ferah bir mutfak. Oldukça hamarat ve işini seven bir aşçımız var: Deniz Hanım. Yardımcısı Olcay’la birlikte Selçuk pazarından kendi ellerimizle seçtiğimiz veya bahçemizden topladığımız sebzelerden zeytinyağlı ağırlıklı yemekler yapıyorlar. Mönümüz vejetaryen dostu. Mönü de et varsa dahi vejetaryen misafirlerimiz düşünülürek ayrı bir kapta pişiriliyor.

Tuvalet & Banyolar

İlk sene tuvalet ve banyo ünitelerimizin arasında sadece ahşaptan bir paravan vardı. Yıllar geçtikçe tuvalet ve banyolarımız daha konforlu hale gelmeye başladı. Su tüketimine dikkat etsek de her daim sıcak suyumuz mevcut.

Çalışma Salonları

Oğuz Atay Salonu – Büyük Salon

İçinde prova yapabilmek için uğruna kavgalar ettiğimiz, paylaşamadığımız salon. Herhangi bir gösteri sanatçısının bu salonu görünce içinde prova yapma, oyun oynama, şarkı söyleme, dans etme isteği uyanmamasının imkanı yok. 200m2 genişliğinde, 7 m yükselikte, tamami zeminli, salonun yanında dışarıdan gelen ışığı yumuşatan bir narteksi olan, tatami minderlerle kaplı, taş-tuğla duvarlı, ahşap açık çatılı oldukça ferah bir mekan. Ziyaretçimiz olmuş bazı müzisyenlere içinde albüm kaydı yapmayı düşündürtecek kadar da akustiği (tamamen tesadüfen) iyi.

Adalet Ağaoğlu Salonu – Beyaz Salon

Neredeyse Büyük Salon kadar büyük: 180m2. Yüksekliği biraz daha az 4m ancak çatının yapısı dolayısıyla yer yer 6m’yi buluyor. Çatıyı tamamladıktan sonra 2015 yazına yetiştirdik. Tatami minderle döşeli, kalorifer sistemi mevcut. Para bulabilirsek zemini parke-rabıta ile kaplamayı düşünüyoruz.

Stüdyo

İlk göz ağrımız. Yeni, büyük salonların yapımı sonrası artık gözümüze küçük görünse de nankörlük etmeyelim; 16 kişinin aynı anda devindiği hareket çalışmalarına sorunsuzca ev sahipliği yapmıştı. Taş duvar işçiliğinin ilham vericiliği ve mahremiyeti koruyan mimarisiyle çalışmak için gereken konsantrasyonu fazlasıyla sağlıyor. 50m2, 4m yükseklik, tatami zemin

Çim Avlu

800m2′lik, revaktan bakınca uçsuz bucakmış, sanki karşıdaki dağla birleşiyormuş hissi veren çim alan. Sabahları karşıdan doğan güneşi izleyerek veya akşam serinliğinde çalışma yapmak için ideal. Gece çimlere uzanıp yıldızları da izlemek isteyebilirsiniz. Yeter ki belli bir saatte çalışmaya başlayan fıskiyelere yakalanmayın.

Amfitiyatro

Hiç hesapta yoktu. Çok da iyi, güzel oldu ama. İnşaat sırasında araziden şantiyeye doğru inerken indiğimiz yokuşun doğal bir amfitiyatro eğimi olduğunu fark ettik. Bir amfi yaratacak şekilde dairesel bir yapı inşa etme şansımız yoktu. Biz de Priene’deki Antik Yunan kentinden ilhamla, 250 kişilik oturma kapasiteli 90m2′lik bir sahne alanı olan bir “bouleuterion” yaptık. Yine de amfitiyatro dediğimiz bu yapı nice oyuna, konsere, atölye sunumuna, provaya ve yıldızlar altında geçen akşam sohbetlerine ev sahipliği yaptı.

Behram Yiğit Kütüphanesi

Medrese’nin temelini attığımız günden itibaren içinde bir kütüphane de hayal ediyorduk, dünya ve Türkiye tiyatrosu üzerine uzmanlaşmış bir kütüphane… İnşaatın üçüncü yılında kütüphane olarak tasarladığımız yerin üzerine bir çatı kondurabildik. Elimize biraz para geçince raflarını tamamlayacağız. Kütüphanemiz henüz çok geniş bir kaynak sunamasa da misafirlerimize eşsiz manzarasıyla huzurlu bir çalışma ortamı vaat ediyor. Kütüphanemize 2012’de yitirdiğimiz, okumayı çok seven Behram Yiğit’in adını vermeyi uygun gördük.

İnanın odalarımız ve prova salonlarımız fotoğraflardakinden çok daha güzel.

Avluda buluşmak üzere…